Kızıl Meydan’da gezerken, Lenin’in mumyasına bakarken, Ukrayna Otel’den Moskova nehrini seyrederken, güzel bir Rus kızına çapkınca gülümserken, barlarında mafya gölgesinde eğlenirken, Arbat Sokağı’nda ağlayan ve profesör olduğunu söyleyen adamı dinlerken, şahaser metrosunda tren beklerken, Bolşoy’da bale izlerken, batılı işadamlarının neden koşuşturduklarını anlamaya çalışırken, iyice meçhule karışmış meçhul asker anıtının önünden geçerken kendisini iyiden iyiye hissettiren bir boşluk bu.
Doldurulamamış ve doldurulamayan.
|
|