Genel bilgi
Asya’da bulunan ve yüzölçümü bakımından dünyada yedinci, nüfus bakımından ikinci sırada yer alan devlet. Kuzeyinde Keşmir ve Çin, kuzeydoğusunda Nepal ve Bhutan, doğusunda Bangladeş ve Birmanya, güneydoğusunda Seylan, güneyinde Hint Okyanusu, kuzeybatısında Pakistan bulunur. Üçgene benzeyen Hindistan yarımadası, ülkenin en büyük kısmını kaplar. Ülkenin kapladığı alan 3.287.590 km2 olup, kuzey-güney uzunluğu 3200 km, batı-doğu uzunluğu ise 2400 kilometredir.
Hindistan’ın tarihi hakkında bilgiler, Aryalardan başlamaktadır. Bundan önceki dönemler içindeki olaylar hakkında çok çeşitli ve kesin olmayan bilgiler mevcuttur.
Dravitleri yenerek Hindistan’a yerleşen Aryalar, Yunan istilaları, Büyük İskender’in saldırıları, Asoka dönemi, Mouryo İmparatorluğu, Gupta Devri, Hunlar, Harşalar, Kuzey ve Güney Sülaleler Dönemi, Türk-Moğol Hakimiyeti, Arapların, Gaznelilerin, Babür Devletinin fetihleri, Avrupalıların yerleşmeleri ve bugünkü Hindistan’ın kurulması safhaları takib eder. M.Ö. 2000 yıllarında Himalayaları aşarak gelen Aryalılar, Hindistan’da asırlarca sürecek bir hayat tarzının temelini attılar. Daha sonraları Maurya İmparatorluğu Hindistan’a hakim oldu. Bu imparatorluğun yıkılmasından sonra hakim olan Guptaların ülkedeki hakimiyetine Hun saldırıları son verdi. Bundan sonrası, ülkede kurulan prenslikler dönemi ve aralarında yaptıkları savaşlarla geçti.
Müslümanlar, Hindistan’a ilk olarak sekizinci asırda geldiler. 712 yılında Muhammed bin Kasım’ın ordusu Hindistan’a girdi. Bunun ardından ülkede Müslüman Arap ordularının ve Gaznelilerin fetihleri görüldü. 1206-1290 yıllarında Memluklar, 1290-1320 yıllarında Halaciler, 1320-1413 yıllarında Tuğluklar ve 1526 yılına kadar da Ludiler Hindistan yönetimini ellerinde tuttular.
On beşinci asır başlarında Timur Han’ın Hindistan’ın büyük bir kısmını fethetmesiyle Hindistan’da Türk-Hint İmparatorluğu başladı. Timur Hanın soyundan Babür Şah, bütün Hindistan’ı fethederek Gürganiye (Babür İmparatorluğu) Devletini kurdu. Bu devlet, İngilizlerin Hindistan’ı işgaline kadar bölgede 342 sene hükümranlığını sürdürdü. Babür İmparatorluğu zamanında Hindistan’da yüzlerce büyük İslam alimi yetişip insanlara doğru yolu gösterdiler, ilim öğrettiler. İslam dînine sokulmak istenen bid’atleri yok ettiler.
Avrupalıların Ümit Burnunu dolaşarak Hindistan’a ulaşmaları, 16. yüzyılda burada ilk ticaret merkezinin kurulmasına yol açtı. İngilizler, Hindistan’ı işgal ettikten sonra, Müslüman halka çok eziyet ettiler. 1906 yılında Svaraç (kendi kendini yönetme) sloganı ile bağımsızlık savaşı başlatıldı. Bu arada Hindistan Müslüman Birliği kurulmuştu. 1919 yılında Gandhi ile birlikte Hindistan’da pasif direnme ve protesto hareketlerine başlandı. 1935’te ilk anayasa kabûl edilerek parlamenter düzen kuruldu. 18 Temmuz 1947’de tam bağımsızlığını kazanarak, dünya devletleri tarafından tanındı. 26 Ocak 1950’de Hindistan Birliği olan devletin ismi Hindistan Cumhûriyeti olarak değiştirildi. Bugün de bu isimle anılmaktadır.
Hindistan Fizikî yapı bakımından üç ayrı bölüme ayrılır. Bunlar Dekkan Platosu, Ganj Ovası ve Himalayalar bölgesidir.
1. Dekkan Platosu: Hindistan Yarımadasının güneyinde, doğu ve batısı Gat Dağları ile çevrili 600-800 m yükseklikte bir platodur. Gat Dağlarından dolayı denizin tesirinden uzaktır. Dekkan Platosu, ülkeyi ikiye ayıran Vindiya Dağları ile Ganj Ovasından ayrılır.
2. Ganj Ovası: Himalaya Dağlarından doğan Ganj Nehrinin ve kollarının suladığı çok verimli bir ovadır. Alüvyonlarla örtülü olup, Brahmaputra Nehri ve Ganj Nehrinin deltası da bu ovaya aittir. Bu ovanın genişliği yaklaşık olarak 320 kilometredir.
3. Himalayalar Bölgesi: Kuzeyde 2400 km uzunluğunda, Hindistan’ı Tibet Yaylasından ayıran ve tarih boyunca istilalara engel teşkil eden tabiî bir duvardır. En yüksek yeri Everest Tepesidir (8882 m). Himalaya Dağları Hindistan’ın kuzey sınırını çizer. Çok yüksek olan bu dağlar ancak, Muztag, Karakurum ve Hayber gibi yerlerden geçit verir.
Dağları: Kuzeyde Himalayalar, doğuda Doğu Gatlar, batıda Batı Gatlar ve ortada Vindiya Dağları bulunur. Himalayaların Hindistan sınırları içindeki en yüksek noktası 7817 m ile Nanda Devi Dağlarıdır.
Akarsuları: En önemli nehirleri Ganj, Brahmaputra, Narbada, Godavari, Krişna ve İndus’un bir kısmıdır. Ganj ve Brahmaputra en büyük nehirleridir. Brahmaputra 2900 km uzunluğundadır. Bu iki nehrin suları bazı bölgelerde ulaşıma elverişlidir. Ganj Nehri, Hindularca kutsal sayılır.
Gölleri: Sonbahar ve Kuç Yarımadasındaki küçük göllerden başka birkaç göl vardır. Bunlar da önemsizdir.
Bütünüyle Ekvator’un kuzeyinde kalan Hindistan, sıcak bölge içerisindedir. Ovalık bölgeler yıl boyunca nemli ve sıcak olur. Hindistan ikliminin başlıca özellikleri musonlar, alize rüzgarları, sıcaklık ve düzensiz yağışlardır. Hindistan’da yazlar yağışlı, kışlar ise kurak geçer. Aylık sıcaklık ortalaması 25-35°C arasında değişir.
Hindistan'da bir yılda üç sezondan bahsetmek mümkün. Sıcak, yağmurlu ve kuru sezon. Ülkenin kuzey batısı denebilecek Rajasthan ve Uttar Pradesh bölgeleri içinde yer alan Amritsar-Delhi-Agra-Varanasi güzergahında seyahat edecekler için en ideal dönem, kuru sezon olarak bilinen Eylül-Şubat arası.
Mart-Ağustos döneminde ülkeye yapılacak bir ziyarette yoğun sıcaklara, aniden bastıran yağmurlara hazırlıklı olmak gerekiyor.
Muson yağmurları genel itibariyle ülkenin güney kesimlerini etkiliyor.Temmuz'dan sonra kendini bu bölgede hissettiriyor
Dünya nüfûsunun % 15’ine sahiptir. Nüfûsu 1,049,700,118’dir. Halk, beş ayrı etnik gruptan meydana gelmiştir. Bunlar Dravitler, Aryalar, Hindular, Tibet-Çin ve Moğollar ve Müslümanlardır. Nüfûsun % 83’ü Hindu, % 11’i Müslüman, % 2’si Hıristiyan, % 2’si Sih, % 2’si de diğer dinlere mensuptur.
Resmi dili Hintçe olmasına rağmen, 850 çeşit dil vardır. Yazışmalarda İngilizce kullanılır. Hindistan 27 eyaletten meydana gelmiş olup, her eyaletin kendi resmî dili vardır. Hindistan anayasasında kabûl edilen resmî dillerden bazıları: Hindu, Urdu, Pecabi, Marathi, Bengali dilleridir. Bu dilleri kullanan insanlar arasında anlaşmak için ya Hindu dili veya İngilizce kullanılır.
Nüfus sayısı bakımından dünyada Çin’den sonra ikinci sırayı alır. Nüfus fazlalığı sebebiyle Hindistan’da hayat seviyesi çok düşüktür. Halkın büyük çoğunluğu açlıkla karşı karşıyadır. Bunun yanında Hinduların ineği kutsal sayması, ineklerin kesilmesine engel teşkil etmekte, bu da besin yetersizliğine sebeb olmaktadır. İnek kesimi Hindularla Müslümanlar arasında birçok kavgalara sebebiyet vermektedir. Elde edilen tarım ürünleri artan nüfûsa cevap verememektedir.
Aryalar zamanından beri uygulanan kast sistemi, ancak 1975’te çıkarılan bir kanunla kaldırılmış, fakat köylüler yine iyi bir hayat seviyesine ulaştırılamamıştır. Kast sistemi aslında bir dayanışma birliği olarak düşünüldüğü halde tatbikatta birçok insanın köle gibi çalışmasına sebeb olmuştur.
Önemli şehirleri: Yeni Delhi, Bombay, Kalküta, Mandras, Haydarabat, Ağra, Benares’tir.
Ekonomi : Tarım, Balıkçılık, Hayvancılık ve Ormancılık başlıca uğraşlardır.
Sanayii: Millî gelirin 1/5’ini îmalatçılık ve madencilik teşkil eder. Petrol ve kimya ürünleri kısmen kendi tüketimi için kafidir. Manganez üretiminde dünyada üçüncü sırayı almaktadır. Maden kaynakları bakımından oldukça zengin olan Hindistan’da alüminyum, krom, petrol, mika, kalay, çinko, kurşun, bakır ve altın çıkarılır.
Kalküta ve Bombay bölgesi pamuklu tekstil, jüt, gıda maddeleri ve kimya endüstrisi alanları ile gelişmiştir. Hindistan’da sanayi iki kolda ilerlemiştir. Bunlar pamuklu ve jütlü dokumacılık ve maden çıkarmadır. Makina endüstrisi alanında; vagon, lokomotif, gemi tezgahları ve otomobil fabrikaları vardır.
Hindistan’ın elektrik üretimi yaklaşık 112 milyar kws’dır. Nükleler enerji husûsunda dünyanın en büyük uranyum ve toryum rezervlerine sahib olduğu için nükleer santralleri bulunmaktadır.
Ticaret: Ticaretinin büyük kısmını, ABD, AET ülkeleri, İngiltere, Japonya ve Almanya ile yapmaktadır. Tekstil ürünleri, madenler, çay, bazı tarım ürünleri, pamuklu ve jütlü dokuma ve hindkeneviri başlıca ihraç ürünleridir. Besin maddeleri, makina ve aletler, sanayi hammaddeleri, motorlu araçlar ve buğday ithal etmektedir.
Gezilecek Yerler
Hindistan... Renkler, kültürler ve gelenekler ülkesi. Her 40 kilometrede insanları, dini, dili, giyim kuşamı, iklimi değişecek kadar farklı, farklı olduğu kadar da zorlu bir ülke.
Dünyada çok az yer, bir ülkeden daha çok bir kıta görünümündeki bu coğrafya gibi insanın kanında
dolaşır, isteyeceğinden daha fazlasını sunar, beklemeyeceği kadar çetin geçer.
Hindistan ne yapmak istiyorsanız odur. Tapınaklar mı görmek istiyorsunuz, aklınızı başınızdan alacak kadar heybetli ve muhteşem tapınaklar karşınıza çıkar. Aradığınız tarihse eğer; kaleler, terkedilmiş şehirler, kalıntılar, savaş meydanları istediklerinizi fısıldayacaktır kulaklarınıza. Yok eğer sadece kumsalda uzanmak ve güneşin tadını çıkarmak istiyorsanız dilemeniz yeter. Ya da yürümek ve dağların temiz havasını içinize çekmekse hedefiniz, yerkürenin çatısında ciğerlerinize tertemiz Himalayalar'ın havası dolacaktır.
GERÇEK BİR TAPINAK ; GOLDEN TEMPLE...
Hindistan gerçek anlamıyla bir dinler ülkesi. Başka bir yerde görebileceğinizden daha çok din ve mezhep yüzyıllardır içiçe yaşıyor bu topraklarda. İster inanan bir insan olun ister uzak kalmaya çalışın bu renklilik Hint kültürünü yüreğinizde daha farklı hissetmenize neden olur. Dünyanın en geniş demokrasisi olmakla övünen Hindistan'da sokaklarda Hindu, Budist, Müslüman, Sikh, Jain,
Hıristiyanı içiçe görmek sıradan bir olgudur.
Hindistan'da politik etkinlikleriyle dikkat çeken Sikh'lerin dini merkezi Amritsar, gerçekten görülmeye değer 'Golden Temple'ı barındırır bünyesinde. Dünya genelinde 23 milyon civarındaki Sikh için büyük önemi olan Altın Tapınak, günün 24 saati ziyaretçilerle dolar taşar.
Sikh'ler Hindistan'da taşıdıkları sembolleri nedeniyle en kolay tanınan grup denebilir. Sikh erkekleri Guru Gobind Singh nedeniyle beş sembolle dikkat çekerler: temizliğin simgesi olarak kanga (tarak), kutsallığın sembolu olarak vücut tüylerinin alınmaması, uyanıklılık sembolü olarak kuça ( uzun dolanan iç çamaşırı), kararlılık sembolü kara (çelik bilezik), adalet ve zayıfların koruyuculuğu sembolü kirpan (küçük kama). Saçlarını ve sakallarını doğuştan itibaren hiç kesmeyen Sikh'lerin en belirgin özelliği başlarına taktıkları turbanları.
Sikhizm, 1469 yılında Guru Nanak tarafından kurulmuş. Sihizm Hintliler'in kast sistemine tepki olarak kurulmuş. Bundan beş asır önce Hinduizm ve İslam dinlerinin en iyi özelliklerini bir araya getirme fikrinden doğmuş. Sihlerde kast yok, dul kadınların yakılması, içki ve tütün kullanılması ise kesinlikle yasak.
Sihler makas ve jilet kullanmıyorlar, sakallarını örüyorlar, saçlarını da kesmiyorlar. Sikhizm Hindu ve İslam dininin etkisinde gelişen dinin kutsal kitabı Grant Sahib'te bu iki dinin etkileri görülüyor.
Altın Tapınak'ta herşey gönüllüler tarafından yapılıyor. Yemeklerin hazırlanması, tapınak içinde insanlara su ikram edilmesi, tapınağın temizlenmesi hep yardımlaşmayla yapılıyor. Tapınağın temizliği dışarıdan gelenleri büyülüyor.
|
|